Koç Sadık mı? Bir Sessiz Akşamın Bana Öğrettikleri
Kayseri’de kış akşamlarını bilenler bilir. Hava erken kararır, sokaklar sessizleşir ve insan kendi düşünceleriyle daha fazla baş başa kalır. Böyle akşamlardan birinde, odamın köşesinde duran eski defterimi açıp yine birkaç satır yazmaya başlamıştım. Günlük tutmak benim için sadece yaşadıklarımı kaydetmek değil, bazen içimde birikenleri dışarı bırakmanın tek yolu oluyor.
O gün defterime yazdığım ilk cümle şuydu: “Bazı canlılar bize insanlardan daha fazla sadakat öğretebilir mi?”
Bu sorunun cevabını aslında birkaç ay önce yaşadığım küçük ama benim için çok anlamlı bir olayla bulmaya başlamıştım. O olayın merkezinde ise çocukluğumdan beri hayatımda olan bir koç vardı.
Çocukluğumdan Kalan Bir Bağ
Kingquenson okurlarına özel bu yazımızda “Koç sadık mı” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Dedemin evinin arkasında küçük bir alan vardı. Büyük bir çiftlik değildi, öyle filmlerde gördüğümüz geniş arazilerden de değildi. Ama benim çocukluğumun en güzel anıları orada saklıydı. Yaz tatillerinde Kayseri’ye gelen akrabalarım oyun oynarken ben çoğu zaman hayvanların yanında vakit geçirirdim.
Orada diğerlerinden farklı bir koç vardı. Beyaz tüyleri, güçlü duruşu ve dikkat çeken bakışlarıyla hemen fark edilirdi. Dedem ona “Kara” adını vermişti. Aslında rengi tamamen beyazdı ama dedemin neden böyle isim verdiğini hiçbir zaman tam anlayamamıştım. Belki de ona biraz gizem katmak istemişti.
Kara ile aramızda zamanla garip bir bağ oluştu. Beni görünce yanıma gelir, uzaktan bile beni fark ederdi. Çocuk aklımla bunu büyük bir dostluk olarak görürdüm. Belki de gerçekten öyleydi.
Yıllar geçti. İnsanlar büyürken bazı bağların değiştiğini düşünür. Ben de büyüdükçe hayatın daha karmaşık olduğunu öğrendim. Arkadaşlıklar değişti, bazı insanlar hayatımdan çıktı, bazı sözler tutulmadı. Bir süre sonra kendime sık sık şu soruyu sormaya başladım: “Gerçekten sadık olan kim?”
Koç Sadık mı? Diye Sorduğum Gün
Bir gün dedemin yanına gittiğimde Kara’nın yaşlandığını fark ettim. Eskisi kadar hareketli değildi. Boynunu eskisi gibi gururlu şekilde kaldırmıyor, daha sakin duruyordu. İçimde tuhaf bir hüzün oluştu.
O an dedeme dönüp sordum:
“Dede, koçlar sadık olur mu?”
Dedem önce gülümsedi. Sonra biraz düşündü ve şöyle dedi:
“Sadakat sadece konuşarak gösterilmez oğlum. Bazı canlılar yanında durarak anlatır kendini.”
Bu cümle o gün bana basit gelmişti ama sonradan defterime defalarca yazdım.
Koç sadık mı sorusu aslında sadece bir hayvanın davranışlarını merak etmek değildi benim için. Bu soru, insanların verdiği sözleri ve gösterdiği bağlılığı da sorgulamama neden olmuştu.
Küçük Bir Kayıp ve Büyük Bir Ders
Bir süre sonra Kara kayboldu. O gün eve geldiğimde dedemin yüzündeki ifadeyi görünce bir şey olduğunu anlamıştım. İçimde garip bir sıkıntı oluştu. Bazen kötü haberleri duymadan önce insan hisseder ya, öyle bir andı.
Dedem bana Kara’nın artık olmadığını söylediğinde uzun süre konuşamadım.
Belki bazı insanlar için sadece bir hayvandı. Ama benim için çocukluğumun bir parçasıydı. Bana karşı hiçbir beklentisi olmadan yaklaşan, beni görünce tepki veren bir canlıydı.
O gece günlüğüme şöyle yazmıştım:
“Bir canlının sana alışması, seni tanıması ve yanında huzur bulması ne kadar değerli bir şey. Belki sadakat tam olarak budur.”
Koçların Sadakat Anlayışı
Koç sadık mı? sorusuna tek kelimeyle cevap vermek zor olabilir. Çünkü hayvanların davranışlarını insan duygularıyla birebir değerlendirmek doğru olmaz. Ancak koçlar sahiplerine alışabilen, tanıdıkları kişilere karşı sakin ve güvenli davranışlar gösterebilen hayvanlardır.
Özellikle düzenli ilgi gören ve iyi bakılan koçlar, kendilerine yaklaşan kişileri zamanla tanıyabilir. Bu tanıma hali bazı insanlarda sadakat duygusu olarak yorumlanır.
Benim Kara ile yaşadığım şey de biraz böyleydi. Belki o benim düşündüğüm anlamda “sadakat” kelimesini bilmiyordu. Ama beni gördüğünde verdiği tepki, bana duyduğu güven ve yanımda sakinleşmesi benim için çok anlamlıydı.
İnsanlarla Hayvanlar Arasındaki Görünmeyen Bağ
Hayatım boyunca bazı insanlardan beklediğim ilgiyi bazen hayvanlarda bulduğumu fark ettim. Bu garip bir duygu. Çünkü insanlardan beklentilerimiz daha büyük oluyor. Bir arkadaşımızın bizi anlamasını, verdiği sözü tutmasını, zor zamanımızda yanımızda olmasını bekliyoruz.
Ama bazen küçük bir canlı hiçbir şey söylemeden sadece yanında durarak sana iyi gelebiliyor.
Kayseri’de soğuk bir akşam yürüyüşüne çıktığımda hâlâ dedemin eski evinin olduğu sokağa bakarım. Orada artık Kara yok. Ama bana bıraktığı his hâlâ duruyor.
Bir canlının hayatına dokunmanın ve onun da senin hayatında iz bırakmasının ne kadar özel olduğunu düşünüyorum.
Sadakat Sadece Bir Kelime Değil
Sadakat kelimesi çoğu zaman insanlar arasında kullanılır. Dostluklarda, ilişkilerde, aile bağlarında sık sık bu kelimeyi duyarız. Ancak zamanla şunu anladım: Sadakat bazen büyük hareketlerde değil, küçük tekrar eden davranışlarda saklıdır.
Her gün seni görünce yanına gelen bir koç, seni tanıyan bir hayvan veya senin varlığından huzur bulan bir canlı… Bunların hepsi insana farklı bir şey anlatır.
Koç sadık mı diye soran birine artık sadece “evet” veya “hayır” demek istemem. Çünkü benim için cevap daha derin bir yerde duruyor.
Bir koç belki insan gibi düşünmez, insan gibi sevgi göstermez. Ama kendisine gösterilen ilgiyi hatırlayabilir, güven duyduğu kişiye yaklaşabilir ve bir bağ oluşturabilir.
Bugünden Geriye Baktığımda
Şimdi 25 yaşındayım ve bazen eski günlüklerimi açıp okuyorum. Bazı sayfalarda çocukça cümleler, bazı sayfalarda ise o zamanki duygularımın izleri var.
Kara ile ilgili yazdıklarımı okuduğumda hâlâ aynı sıcaklığı hissediyorum. Aradan yıllar geçmesine rağmen bir koçun hayatımda bu kadar büyük bir yer kaplaması bana hâlâ ilginç geliyor.
Belki de mesele gerçekten koçların sadık olup olmadığı değildir. Belki asıl mesele bizim onlarla kurduğumuz bağdır.
Çünkü bazen bir canlı bize hiçbir kelime söylemeden çok önemli şeyler öğretebilir.
Koç Sadık mı? Sorunun Kalbindeki Gerçek
Koç sadık mı? Benim cevabım, yaşadıklarımdan sonra şöyle olurdu: Koçlar kendi doğaları içinde güven ve bağlılık gösterebilir. Onlarla ilgilenen, emek veren ve iyi davranan insanlarla özel bir bağ kurabilirler.
Ama bundan daha önemlisi, bize sadakatin ne olduğunu yeniden hatırlatmalarıdır.
Kara bana bir koçtan daha fazlasını öğretti. Bana karşılıksız sevginin, küçük bağların ve hatıraların değerini gösterdi. Belki yıllar sonra başka bir yerde başka bir koç gördüğümde yine aynı şeyi hissedeceğim.
Çünkü bazı dostluklar konuşarak değil, sadece kalpte bıraktığı izlerle anlatılır.
Bu yazımızda “Koç sadık mı” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Kingquenson sayfamızı takip etmeye devam edin!
İlgili Yazımız: İranlılar Arap mı Kürt mü ?