Öz Türkçe Selam Nedir?
İzmir’de yaşıyorum. Bir yanda sıcaktan bunalan, ama yazın tadını çıkaran insanlar, diğer yanda ise her köşe başında bir espri patlatmak için can atan bir genç olarak, dilin ne kadar değerli olduğunu çok iyi anlıyorum. Hele ki, bizim gibi her kelimenin hakkını veren bir milletin evladıysanız, gündelik hayatta en çok karşılaştığınız cümlelerden biri “Selam” olur. Ama işin içine bir de “öz Türkçe” katıldığında, işin rengi değişir. Peki, Öz Türkçe selam nedir? Selamlaşma nasıl bu kadar derinleşebilir ki? Gelin, size anlatayım.
“Selam”ın Yeri
Evet, “Selam” kelimesi aslında Arapçadan geçmiş bir sözcüktür. Ancak, bizim kültürümüzde o kadar içselleşmiştir ki, adeta bir selamlaşma simgesine dönüşmüştür. Hele bir de bu kelime, “öz Türkçe” olma yoluna girerse, işler gerçekten karışır.
Çocukluğumda, sabah okulda, öğle arası kahve molasında, akşam arkadaş grubunda – her an bir “selam” geçerdi. Kiminin tonu farklıdır; kimisi yavaş, kimisi hızlı, kimisi ise “yine biz bir aradayız” diye sevinçli. Ama bir noktada hepsi birleşir: Selam, kültürümüzün bir parçasıdır. Bunu hem dışarıda hem de iç sesimde hep duydum. Ama Öz Türkçe’ye girecek olursak…
Öz Türkçe Selam: Nedir, Ne Değildir?
Bir gün bir arkadaşım bana sordu: “Hadi bakalım, Öz Türkçe selam nedir?” diye. Tam cevap verecektim, ama aklıma binbir türlü şey geldi.
Düşündüm, düşündüm ve şöyle bir şey yazdım: “Öz Türkçe selam, Arapçadan gelmiş olan ‘selam’ kelimesinin Türkçeleştirilmiş, neredeyse bir milliyetçilik sembolü haline gelmiş hali değildir.” Gerçekten de, bir kelimenin “öz” olup olmaması bazen bizi hiç tanımadığımız bir yerin kültürüne itebilir. İşte bu yüzden Öz Türkçe diye bir şey çıkmıştır.
Çok sevdiğim ve sıkça mizah yapmayı seven bir arkadaşım, bir gün bana böyle bir yorum yaptı: “Selam, artık ne Arapçadır, ne de İngilizce. O kelime, saf Türkçe selamdır.” O kadar komik buldum ki! Gerçekten de, aslında bir kelimenin halk arasında birden çok anlam kazanabilmesi, onun daha ne kadar derinleştiğinin göstergesi değil mi?
Mizahi bir Yaklaşım: Öz Türkçe Selam’ın Bize Anlatmak İstediği Şey
Şimdi, hayatın bir parçası olan bu selamlaşma olayı, tabii ki bizi çok farklı yerlere götürüyor.
Selamlaşma ve Esprili Haller
Geçenlerde, arkadaşım Tuncay ile akşam yürüyüşüne çıktık. Yolda, bir grup üniversite öğrencisi yanımızdan geçti ve biri, “Selamünaleyküm!” dedi. Ben de Tuncay’a bakarak dedim ki, “Abi bu Öz Türkçe selamı bulmaya çalışanlar gibi ya, her yerden selam veriyorlar!” Tuncay hemen “Aynen, ya burası İzmir, ama bir de burada İstanbul’dan gelenler var, her şeyin özünü arıyorlar,” diye cevap verdi. Gerçekten, bazen insanlar “öz” kelimesini o kadar abartıyor ki, bir şeyin ne kadar sade ve anlaşılır olabileceğini unutur hale geliyoruz.
Tabii ki ben, o an Tuncay’a, “Bence bu selam, İzmir’de en öz halini almış” diye espri yaptım. “Ama artık çok ‘öz’leşti, neredeyse robot selamı veriyor gibi olacak,” diye de ekledim. Tuncay gülerek, “Vallahi, robot selamı derken, birisi gelip gerçekten ‘selam’ diyecekse buna dikkat et,” dedi.
Hani böyle anlarda, aslında kelimenin ne kadar basit bir şey olduğunu fark ediyorsunuz: Selam, biz Türkler için bazen birer simgeye dönüşür. Bu kadar gündelik hale gelen bir kelime, aslında dilin ve kültürün ne kadar önemli olduğunu anlatan bir öğedir.
Öz Türkçe Selamın Derinlikleri: Bizim Kültürümüzün Bir Parçası
“Selam” dediğimizde, aslında sadece bir kelimeyi kullanmıyoruz. O kelimeyi kullandığınızda, bir sosyal bağ kuruyorsunuz. Bir kültürü, bir topluluğu temsil ediyorsunuz. Öz Türkçe selam ise bu kültürün daha da derinleşmiş halidir. Yani, işin mizahi kısmı şu: Selamın özüne dair o kadar çok şey yazılmış ki, neredeyse her bir kelimeyi kullandığımızda, bir tarih yazıyoruz.
Bazen arkadaşlarım bana, “Beni selamlayacak mısın, yoksa Öz Türkçe selamını vermeyi mi tercih ediyorsun?” diye soruyor. Ben de hemen, “Tabii ki, önce bir sağa sola bakarım, sonra bir ‘Selamünaleyküm’ derim,” diyorum. Kimseye ne dediğimi sormayın, ama bazen insanın içindeki derinliği bulmak için bu tür esprili yaklaşımlar bile yeterli olabilir.
Sonuç Olarak…
Öz Türkçe selam nedir sorusuna bir cevap vermek kolay değil, çünkü hem halkın içindeki mizahı, hem de dilin ve kültürün ne kadar derin olduğunu görmek lazım. Ama tek bildiğim bir şey var: Selam, aslında sadece bir kelime değil, bir kültürdür. Onu doğru yerde ve doğru kişilerle kullanmak, kendi dilimizi ve mirasımızı yüceltmek gibidir.
İzmir gibi bir şehirde, selamlaşmak bile özel bir hale gelebiliyor. Kimisi dostça, kimisi yalnızca alışkanlıkla, kimisi ise belki de içten içe, derinlemesine bir Türkçeyi özleyerek bir “selam” veriyor. Öyle ya da böyle, her biri bir anlam taşır. Ve işin komik tarafı şudur: Bu kadar derin bir konu, belki de sadece bir espriyle sona erer. Ama o espri de, aslında bir parçası olduğumuz kültürü yansıtır.
Şimdi, belki de dışarıda birini selamlamadan yürürken, şunu düşünmelisiniz: “Bu selam, bana ait mi?” İşte o an, Öz Türkçe selam nedir, onu daha iyi anlarsınız.