Kommensalizm Nedir? Bir Arkadaşlık Hikayesi Üzerinden Örnek
Kayseri’de, sabahları çayın en güzelini içmek için uyandığımda, gözlerim hala uykulu olsa da, hayatın her anı benim için bir anlam taşıyor. Bugün de, bir dostumla yaşadığım ufak ama anlamlı bir olayı anlatmak istiyorum. Kommensalizm nedir? sorusunu, o küçük anı düşünerek biraz daha derinlemesine keşfedeceğiz.
Geçen hafta, belki de son zamanlarda yaşadığım en kararsız günlerden birindeydim. O sabah ne yapacağımı bilmiyordum. Kayseri’nin o sert soğuğu, biraz ruhumu da dondurmuştu. Ama işte, bir arkadaşım vardı; Meryem. Onunla öyle bir ilişkim vardı ki, bazen hiç bir şey konuşmasak bile, her şeyin yolunda gittiğini hissederdim.
Ama o gün farklıydı. Meryem’in gözlerinde bir şey vardı; sanki bana söylemek istediği ama kelimelere dökemedikleri bir şey.
O An: Sadece Yanındaydım
İlk olarak bir kafeye gittiğimizde, içerideki atmosfer tam da ihtiyacım olan gibiydi: Sıcak, rahatlatıcı ve biraz da hüzünlü. Meryem sessizce sipariş verirken, ben de kafemi karıştırıyordum.
Meryem: “Bazen sadece yanımda olman yeterli oluyor,” demişti.
İlk başta ne demek istediğini anlamadım. Ama birden her şey netleşti. Sadece fiziksel olarak yanımızda olmak, bazen birinin ruhuna dokunmak için yeterli olabiliyordu. O an fark ettim ki, aslında kommensalizm dediğimiz şey buymuş.
Kommensalizm, iki canlı arasında bir tür ilişki biçimiydi. Her ikisi de birbirine zarar vermeden, biri birinin yanındayken hayatını sürdürüyordu. Birinin varlığı, diğerine doğrudan zarar vermiyor ama ona bir şekilde eşlik ediyordu. İki canlının bir arada olması, karşılıklı bir çıkar sağlama amacından çok, yalnızca varlıkların birbirini dengelemesiyle ilgiliydi.
O an, Meryem’in bana gerçekten ne kadar ihtiyacı olduğunu ve ben sadece yanında olduğum için, ona verdiğim değeri anlamaya başladım. Tıpkı bir balığın suyla olan ilişkisi gibi, ne o balığa ne de suya zarar veriyordum. Ama birlikte varlık gösteriyorduk. Birbirimizin yanında olmamız, sadece varlığımızla bir denge oluşturuyordu. İşte kommensalizm de tam olarak buydu. Yalnızca birinin varlığı, diğerinin yaşamını devam ettirmesine yardımcı oluyordu.
Yalnızlık ve Birlikte Olmanın Gücü
Bazen, hayatı anlamaya çalışırken, yanımızdaki insanların sadece orada olmasına ihtiyaç duyarız. O gün Meryem ile geçirdiğimiz zamanı hiç unutamam. Hangi kelimelerle ifade etsem de, o sabah yaşadığımız ruh halini anlatmak zor. İçimden “Hayal kırıklığı mı, yoksa sadece rahatlama mı?” diye geçirdim. Meryem’in gözleri, bazen hiç konuşmadan bile çok şey anlatıyordu.
Beni en çok etkileyen şey, o anın içindeki sessizliği nasıl anlamlandırdığımızdı. Biz, aslında birbirimize hiç bir şey söylemeden bir şeyler paylaşıyorduk. Meryem’in benden bir şeyler beklemediğini, sadece yanımda durmamı istediğini anlamıştım. Ve tam o anda, kommensalizm nedir? sorusunun cevabını bulmuştum: Kendi yaşamımızı sürdürüyor, ama birbirimizin varlığıyla daha güçlü hale geliyorduk.
Her şeyde bir denge vardı. Belki de bir arkadaşlık, bazen kelimelere, hatta hareketlere gerek kalmadan da var olabilir. Sadece yanındaysan, bir şekilde birlikte var oluyorsunuz.
Meryem’in Sözleri: Zihinsel Bir Temizlik
Sonrasında Meryem birden konuşmaya başladı. O konuşmalar, aramızdaki sessizliğin tamamlayıcısıydı.
Meryem: “Bazen kendimi yalnız hissediyorum, ama seni yanı başımda görmek, ruhumu dinlendiriyor. Kendi içimde kaybolmuşken, sadece senin orada olman bana yeterli oluyor.”
O an, bir kez daha anladım ki bazen birinin varlığı, bize sesini duymamızı sağlamıyor. O sadece orada olup, yaşamını sürdürüyor. Birinin başka birine zarar vermediği sürece, sadece varlığı, hayatın içinde olmanın gücünü gösteriyor. Ben Meryem’e zarar vermiyor, ona fayda da sağlamıyordum. Ama yine de, her şeyin yolunda olmasına katkı sağlıyordum. Kommensalizm nedir? sorusunun cevabını, sadece birlikte olmanın gücünde bulmuştum.
Duygularımın Yansıması: Hayal Kırıklığı ve Umut
O anlarda, kafedeki sessizlik içinde duygularımın nasıl birbirine karıştığını fark ettim. Bir yanda Meryem’in içsel duygusal boşluğuyla yüzleşmesi, diğer yanda ise ben ve ona karşı hissettiklerim. Kommensalizm; iki varlığın, birbirine dokunmadan ama yine de birlikte varlık göstermesiydi. Birlikte olduğumuzda, birbirimizi “iyileştiren” bir bağ kurduğumuzu hissediyordum.
Evet, belki de bazen hayat, büyük konuşmalarla ya da büyük olaylarla anlam bulmaz. Basit bir arkadaşlık, göz göze bakmak ve sadece orada olmak, her şeyin en büyük anlamı olabiliyor.
Ben de Meryem’in yanında olduğum için, bir yandan onun ruhunu duyuyor, bir yandan kendi içsel sessizliğimi dinliyordum. Ne garip, değil mi? İkimizin birbirine zarar vermediği, sadece varlık gösterdiği bu an, bana bir huzur vermişti.
Bazen, hayatın karmaşasında, yanınızda birinin sadece orada olmasının gücünü anlamak zor olsa da, işte o anlarda bir anlam kazandığını fark ediyorsunuz.
Sonuç: Kommensalizm, Yalnızca Bir Kavram Değil
Kommensalizm, sadece bir biyolojik kavram değil, aslında hayatın ta kendisi. Yaşadığımız her an, karşılıklı bir şekilde varlık gösterdiğimiz, birbirimize zarar vermediğimiz, ama yine de birbirimizi tamamladığımız bir süreçtir. Meryem ile geçirdiğimiz o sabah da bana bunu gösterdi. İki dostun, her şeyin tam olması için bir arada bulunmasının gücünü hissettim.